Menü

AnaSayfa


Güzel Sözler

Karikatür

E-Book

Fıkralar

FIKRALAR

~~~~

Bir Laz elleri belinde neden yürür?

Lazın biri elini beline koymuş dalgın dalgın yürüyormuş. Birinin dikkatini çekmiş. Lazı seyrediyormuş. Laz belediye otobüsüne binmiş eli hala belinde, inmiş yarım saat yürümüş eli hala belinde. Onu izleyen dayanamamış koşup, önüne geçmiş:
- Kardeşim sen deli misin? 
Laz:
- Yooo 
Adam:
- Hasta mısın? 
Laz:
- Yoo. 
- Seni iki saattir izliyorum elin belinde yürüyorsun. 
Laz bakmış:
- Vay anasını karpuz düşmüş.

~~~~

Padişahın biri, 
- Bana yalan söyleyebilene bir küp dolusu altın vereceğim!
demiş. Yalancılar, hemen saraya koşuşturup başlamışlar yalana; 
- Bir kuş, aslanı kapıp yuvasına götürdü.
- Bunun neresi yalan?.. Kuş kartaldır, Arslan da kuzu kadar minik bir yavru. Kaptı mı götürür tabii!..
- Komşu ülkede bir eşeği kral yaptılar!..
- Ülkenin kralı, pencereden bakınırken tacını düşürmüş. Taç da pencerenin altındaki eşeğin başına geçmiş. Taç kimin kafasındaysa, kral odur tabii!..
- Padişahım, ben gökyüzüne bir ok attım. Altı ay sonra geri döndü!
- Senin ok bir ağacın üstüne düşmüştür. Ağaç, sonbaharda yapraklarını dökünce, takılacak yer bulamayıp yere inmiştir.
Böylece padişah, her yalana gerçek bir bahane bulmuş ve kimse padişaha bu yalandır dedirtememiş. Ama bir gün bir Kayserili gelmiş; 
- Padişahım, sen benim babamdan borç olarak bir küp dolusu altın almıştın. Şimdi geri almaya geldim. Yalandır dersen ödülümü ver. Yalan değil dersen borcunu öde!..

~~~~

Sarhoşun biri üst baş dağınık bir halde karakola gelir, araba anahtarını
göstererek komisere şöyle der :
- Komiserim şu elimde gördüğünüz anahtar var ya, onun üstünde az önce
benim arabam vardı, şimdi yok. Arabamı çalmışlar...
Komiser sarhoşa söyle bir bakar;
- Sen önce kendine bir çeki düzen ver bakayım, şu haline bak... Devletin
komiseri önünde böyle fermuarı açık durmaya utanmıyor musun?
Sarhoş pantolonunun önünde açık fermuara bakar ve şöyle der :
- A ha!, karıyı da çalmışlar...

~~~~

Üniversite son sınıf öğrencisi yazılı sınavından
kalınca doğru hocasına
gider:
-"Siz sınıfta bırakarak hayata atılmamı önlüyor ve
beni cezalandırıyorsunuz. İşin bu yanını hiç düşündünüz
mü?"
-"Tabii düşündüm. Hocanın görevi bilgiyi ölçmek,
yeterli olmayanı sınıfta bırakmak değil mi?"
-"İyi. O zaman size bir teklifim var. Bir soru da ben
size soracağım.
Doğru cevabı verirseniz, ben kötü notumu kabul edip sınıfta
kalacağım. Bilemezseniz, notumu düzeltecek ve sınıfı
geçirteceksiniz. (Hocanın
keyfi yerinde. Teklifi kabul eder.) 
Ve öğrenci sorar:
-"Yasal olup, mantıklı olmayan nedir?
Mantıklı olup, yasal olmayan nedir?
Ve de ne mantıklı ne de yasal olmayan nedir?"
Hoca uzun uzun düşünür ama cevabı bulamaz. İddia gereği öğrencisine iyi not vererek sınıfı geçirir. Ama aklı da soruda kalır. Sonunda sınıfın en iyi öğrencisini çağırır, olayı anlatır ve sorunun yanıtını bilip bilmediğini sorar.
Öğrenci hemen cevap verir:
-"Siz 65 yaşındasınız ve 23 yaşında bir kadınla evlisiniz.
Bu yasal ama mantıklı değil. Karınızın 25 yaşında bir sevgilisi var.
Bu mantıklı ama yasal değil. Siz karınızın sevgilisini, zayıf alıp sınıfta kalması gerekirkeniyi not verip mezun ediyorsunuz.
Bu da ne mantıklı, ne de yasal."

~~~~

Birgün amerikalının biri Türkiye'ye gezmeye gelmiş biyerde durmuş bide bakmış bizim köylüler ellerinde kazma kürek habire kazıyorlar 
sormuş
-ne yapıyorsunuz siz böyle?
köylü:
-yol yapıyoruz demiş
amerikalı bakmış en önde birde eşşek var merak etmiş yine sormuş:
-peki o eşek neyapıyor öyle en önde?
köylü:
-o demiş buradaki yolları iyi bilir o önden yol gösteriyor biz peşine kazıyoruz
amerikalı gülmüş:
-pekii o eşek olmasaydı ne yapacaktınız? demiş
köylü biraz düşündükten sonra:
-o zaman amerikadan mühendis getirtirdik demiş

~~~~

Temel ile Dursun öbür dünya'yı çok merak ediyorlarmış. Sonunda anlaşmışlar, kim erken ölürse o değerine telefon açıp öbür dünyayı tarif edecekmiş. Fıkra bu ya en sonunda Dursun ölüyor. 2 gün sonra Temel'in telefonu çalıyor. Arayan Dursun. Biraz hoş beşten sonra Dursun şöyle der;
- Ula Temel sana pi iyi pi da çötü haberum vardur?
- Ula Dursun adami çatlatma önce iyi olani soyle.
- İyi haber burda bu hafta Trabzonspor-Fenerbahçe maçı var. Kötü haber ise Trabzonspor'un ilk onbirinde sen de varsın...

~~~~

Bir golf klübunun soyunma odasında bir sürü adam giyiniyormuş. Ortada duran bir cep telefonu çalmış, yakınındaki bir adam hands-free konum düğmesine basmış ve giyinirken konuşmaya başlamış.

Adam: Alo
Kadın: Merhaba şekerim, kulüpte misin?
Adam: Evet.
Kadın: Ay ben burda süper bir deri ceket gördüm. 1000 dolarcık. Alabilir miyim?
Adam: Oluur, madem çok sevdin, al tabii.
Kadın: Aslında buradan önce de galeriye uğradım. 2008 modelleri gelmiş, tam istediğim renkte birini buldum.
Adam: Ne kadar?
Kadın: 60 000 dolarcık.
Adam: O parayı vereceksem bütün aksesuarlarını isterim ama...
Kadın: Yaşasınnn! Bir şey daha var, geçen sene beğendiğimiz ev yine satılık ve 450 000 dolar istiyorlar.
Adam: Tamam, ama 420 000 dolardan fazla verme sakın.
Kadın: Oldu şekerim. Sonra görüşürüz. Seni seviyorum.
Adam: Ben de seni...Görüşürüz.
Adam telefonu kapatıp afallamış şekilde onu seyreden topluluğa döner ve sorar:
"Bu telefon kimin, bilen var mı?"

~~~~

Karı koca sinema dönüşü bir bara gitmişler. 
Masaya oturur oturmaz kadının gözü barda 
tek başına içen adama ilişmiş. 
Biraz dikkatlice bakınca "Aaa o!" deyivermiş. 
Kocası meraklanmış.. "Kim o?" 
"Seninle evlenmeden önce çıktığım çocuk. 
Biliyor musun ayrılırken onu burda bırakmıştım. 
Demek 7 yıldır aynı yerde içiyor.." 
Kocası başını sallamış:
- Onu anlıyorum, ama bir olay bu kadar uzun zaman kutlanmaz ki...